Steganografi nedir?

Eski Yunancada gizlenmiş anlamına gelen “steganos” kelimesinin “grafi” ekiyle bilimselleştirilmesinden ortaya çıkmış olan steganografi en kısa ifadeyle bilgilere (başka dosya, resim, mesaj ve video gibi) başka bilgilerin gizlice eklenmesidir.

Bu konuda ilk bilinen steganografi 1499 yılında Johannes Trithemius isimli yazarın Steganographia isimli kitabında yer almıştır. Bu kitapta yer alan steganografilerden örnek vermek gerekirse görünmez mürekkep ile gizli kelimelerin veya harflerin üzerlerinin çizilmesidir.

Steganografi genellikle şifreleme bilimi olan kriptografi karıştırılabilir. Fakat kriptografiden en büyük farkı, verilen bilginin bir şifre olduğunun ilk bakışta anlaşılmamasıdır. Açıkça görülebilen şifreli mesajlardansa normal görünümlü bir mesajın içinde başka mesajlar veya bilgiler gizlemek daha dikkat çekicidir. Hatta bu gizli mesajlar sizi başka gizli mesajlara da götürebilir.

NELER GİZLENEBİLİR?

Örneğin paranın saklandığı kasanın şifresi, aileleri birlikteliklerine karşı olan iki sevgilinin mesajı, usta bir aşçının yemek tarifi ve hayal gücümüzle sınırlı daha birçok bilgi steganografik olarak gizlenebilir.

Aslında steganografinin günümüzdeki yaygın kullanımı dijital dünyadadır. Dijital steganografide elektronik posta, belge dosyası, resim dosyası, program veya protokol gibi bir taşıma katmanının içine steganografik kodlama yerleştirilebilir. Medya dosyaları, büyük boyutlarından dolayı steganografik yayın için idealdir. Örneğin; bir gönderici, zararsız bir görüntü dosyasının piksellerinin renklerini alfabedeki harflere denk gelecek şekilde değiştirerek bir mesajı dosyaya yerleştirebilir.  Bu değişikliğin fark edilmesi neredeyse imkansızdır fakat bunu fark eden kişi resimdeki gizli mesajı okuyabilir.

PEKİ, HANGİ MANTIKLAR KULLANILMAKTADIR?

Bunun bir sınırı kesinlikle yoktur. Öncelikle size verilen bilginin steganografi olup olmadığı bilinmez, ipuçları inceledikçe anlaşılabilir veya bir şüphe ile anlaşılabilir.

Bir mors alfabesi, tek/çift/asal sayılar, hatalı noktalama işaretleri, imla hataları, şehirler, plakalar, ilk harfler, son heceler, satranç taşları, rakamları içeren kelimeler, bir resim dosyası gibi yine hayal gücümüzün sınırlarını zorlayabilecek birçok mantık kullanılabilir.

NASIL ÇÖZEBİLİRİZ?

Genelde metinde bazı tuhaflıklar, ipuçları, ekmek kırıntıları vardır. Bazıları hemen görülür; noktalama veya imla hataları gibi. Bazıları ise hemen görülmez; mors alfabesi ve sıradan bir resim gibi. Ama bunları nasıl kullanacağız, nereden başlayacağız? Bu biraz tecrübe, biraz ilgi, biraz bilgi, biraz da farklı bakış açısına sahip olmayı gerektiriyor. Aslında bu husus tüm zeka soruları için geçerli değil mi?

Bu tür sorularla biraz vakit geçirerek çözebileceğinizi göreceksiniz. İpucu olmadan genelde çözülmesi çok zor olan bu tür sorular, zaman harcadıkça çözülmeye başlanır ve çözdükçe de alınan keyif artar!

Sorun Çözelim kısmında bununla ilgili sorularla karşılaşabilirsiniz 😉